Bal Tedavisi ile Bacak Ülseri, Dekübit Ülseri, Yanık, Kesik ve Yaraları İyileştirme Yolları

Bal çoğumuzun yakından tanıdığı bir besindir. Doğal bir tatlandırıcı görevi gördüğünden ve oldukça lezzetli olduğundan ötürü pek çok kişi şeker yerine balı tercih etmektedir.

Bal bünyesinde son derece besleyici ve iyileştirici bileşenler içerir. Antik Mısır lahitlerinden edinilen bilgiler söz konusu besinin o zamanlar dahi kullanılmakta olduğunu ortaya koyuyor. Günümüzde ise “sıvı altın” lakabıyla bilinmekte.

Söz konusu besin oldukça enerji verici ve zayıflamaya yardımcı tesirler barındırdığı için son zamanlarda fevkalade popülarite kazanmıştır. Limon suyuna bir miktar bal ekleyerek tüketmek pek çok bireyin zayıflamasına yardımcı olmuştur.

Zayıflatıcı etkileri bir kenara, halk arasında sıklıkla karşılaşılan baş ağrısı, akne, mide ekşimesi, bulantı, kabızlık, cilt kuruluğu, uykusuzluk, endişe, hazımsızlık, öksürük ve farenjit gibi pek çok hastalığa karşı da şifa teşkil etmektedir.

Bu besin aynı zamanda bacak ülseri, dekübit (yatak) ülseri, yanık, kesik ve yaraların tedavisinde de kullanılmaktadır. Bal dokuların kendini yenileme, anjiyogenez (kan damarlarının oluşumu) ve fibroblast büyüme faktörlerini düzenleyerek hızlı iyileşme sağlamaktadır.

Yaraya bal sürüldüğünde, balın bünyesine arılar tarafından aktarılan enzimler yaranın bulunduğu bölgeye hidrojen peroksid denilen bakteri öldürücü bileşeni salgılarlar. Söz konusu bu bileşen doku üzerinde herhangi bir hasar bırakmaz ve fibroblast büyümeyi engellemez. Aynı zamanda balın sahip olduğu ozmotik etki yaranın nemli ve temiz kalmasını sağlayarak dokudaki hücrelerin sağlıklı bir şekilde yapılanmasını sağlamaktadır. Böylece söz konusu yaranın ciltte iz bırakmasının önüne geçilmiş olur.

Dahası balın sahip olduğu iltihap önleyici etki yaranın iyileşme sürecinde meydana getireceği sancıyı ve şişliği önler.

Balın yaralar üzerinde ne gibi iyileştirici tesirlerinin olduğunu saptamak adına pek çok bilimsel araştırma gerçekleştirilmiştir.

2006 senesinde Uluslararası Alt Ekstremite Yaraları Dergisi’nde yayınlanan ve 2062 hasta üzerinde 22 farklı deneyin uygulanmasıyla gerçekleştirilen bir araştırmada, hastaların yaralarına bal uygulanmış ve balın pek çok açıdan iyileşme sürecine katkıda bulunduğu tespit edilmiştir. Söz konusu bu açılar nelerdir bakacak olursak:

– Balın antibakteriyel özellikleri yaradaki enfeksiyonları temizlemiş ve yeni enfeksiyonların oluşmasını engellemiştir.

– Balın iltihap önleyici özellikleri yaralarda ödem oluşumunu ve iz kalma riskini azaltmıştır.

– Doku hücrelerinin sağlıklı bir şekilde yapılanarak kendini yenilemesini sağlamış ve iyileştirme sürecini önemli ölçüde hızlandırmıştır.

– Yaradan yayılan kokuları ortadan kaldırmıştır.

2009 senesinde Auckland Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada balın yanıkların iyileşme sürecini de hızlandırdığı belirlenmiştir. Çeşitli yaralara sahip 2554 hasta üzerinde gerçekleştirilen 19 farklı deney sonucunda, balın yanık tedavisinde kullanılan gazlı bezlere nazaran çok daha hızlı bir iyileşme sağladığı tespit edilmiştir.

2011 senesinde Asya Pasifik Tropikal Tıp Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmada o bölgeye has balın son derece iyileştirici ve bakteri önleyici özelliklere sahip olduğu kanıtlanmıştır.

Yapılan kapsamlı analizler Manuka ve Tualang ballarının bilhassa yara tedavisi olmak üzere pek çok alanda alternatif tıp kapsamında kullanılabilecek kadar etkili olduğunu ortaya koymuştur.

2012 senesinde üç ayda bir yayınlanan bir dergi olan Uluslararası Ayurveda Araştırma Dergisi’ndeki bir araştırmada, işleme tabi tutulmamış balın travmatik yaralar üzerinde iyileştirici tesirinin olduğu tespit edilmiştir.

Bu araştırmada çeşitli yaralara sahip 10 hasta deneye tabi tutulmak üzere rastgele seçilmiştir. İyileşme sürecinin ne şekilde işlediğini tespit etmek adına yaraların boyutu, şekli ve sınırları ilk günden 7, 15 ve 20. güne kadar mercek altında tutulmuştur.

Nihayetinde de balın sahip olduğu antibakteriyel, yaraları temizleyici ve iyileştirici özellikleri sayesinde bu süreçte fevkalade faydalı etkiler ortaya koyduğu belirlenmiştir.

2015 senesinde Klinik Araştırma ve Uygulama Dergisi’nde yayınlanan bir başka araştırmada ise başta Manuka balı olmak üzere balın yara tedavisi açısından fevkalade faydalı olduğu belirlenmiştir.

 

 

Balın Klinik Kullanımı

Gerçekleştirilen pek çok araştırma bölgesel balların yara, kesik, küçük çaplı yanıklar, dekübit ülseri ve bacak ülserleri gibi rahatsızlıklara karşı iyileştirici etkilerinin olduğunu ortaya koymuştur. Ancak bu demek değildir ki balı canınız istediği zaman alıp yaranıza süresiniz.

– Yaraya sürülecek balın miktarı yaradan dışarı sızan sıvının miktarına bağlı bir durumdur.

– Balı emici özellikteki bir sargı üzerinden yaraya uygulamak daha doğru olacaktır. Çünkü bal direkt olarak yaraya uygulanırsa, sargı yaraya uygulanmadan evvel akabilir ve söz konusu bölgede sabit durmayabilir.

– Bal hemen sargı tarafından emilemeyebilir. Emilimi sağlamak adına balı oda sıcaklığına erişene dek ısıtın. Dilerseniz 20 ölçü bala 1 ölçü su ekleyerek balı biraz daha sıvılaştırabilirsiniz.

– Yaranız oyuklu bir vaziyetteyse, küçük bal kutularını söz konusu bölgeye sabitleyerek sargıyı gerçekleştirebilirsiniz.

– Yaralarda meydana gelen enfeksiyonlar çevre bölgelere yayılabileceğinden ötürü, ballı sargınızı yaranın etrafını da kapsayacak şekilde sarın.

 

 

İyileştirme Sürecini Desteklemek Adına Bal Kullanımı

1) Yaranızın boyutunu iyice ölçerek ne kadar bal kullanmanız gerektiğini belirleyin.

2) Yaranızı mutlaka bir miktar suyla iyice temizleyin.

3) Balı sargıya dökün ve yaranızı dikkatli bir şekilde sarın. Sargıyı günde 3 4 kez değiştirmeyi unutmayın. Daha küçük çaplı yaralar için daha makul miktarda bal uygulayabilirsiniz. Balın yaranın her bir noktasına ulaşmasını sağlamaya dikkat edin.

4) Bu işlemi günde 2 3 kez tekrarlayın.

 

 

Ticari Ballar ile Saf Balların Farkları

Mesele balın o eşsiz faydalarından nasiplenmek olduğunda, marketlerde satılan balların o kadar da sağlıklı bir içeriğe sahip olmadığını unutmayın. Çünkü ticari ballar yüksek sıcaklığa maruz bırakılarak pastörize edilmektedir. Bu işlemler de balın içerisindeki faydalı enzimleri, antioksidanları ve diğer bileşenleri öldürmektedir.

Üstelik ticari ballar aminoasit ve antioksidan açısından zengin olan poleni içermemektedirler.

İyileştirici etkileri elde edebilmek adına saf balı kullanmak en iyisidir. Çünkü saf ballar herhangi bir işleme tabi tutulmamışlardır ve bünyelerinde poleni de barındırırlar. Bildiğiniz üzere saf ballar işleme tabi tutulmadıkları için kolaylıkla kristalize olabilmektedir. Bu da kullanımı zorlaştırmaktadır. Ayrıca bulanık bir görünüme de sahip olabilirler. Bu problemin üstesinden gelebilmek için tek yapmanız gereken balınızı ısıtmaktır.

Yaşadığınız yerdeki yerel bal üreticilerinden hakiki bal temin etmeye çalışın. Hakiki ballar biraz cebinizi yakabilir ancak emin olun doğrusu bu. Neticede o balı sağlığınız için kullanacaksınız.

Balın o muazzam faydalarından nasiplenmek için onu tüketebilirsiniz de. Ancak 1 yaşından küçük çocuklarınıza bal yedirmemelisiniz. Çünkü çocuklarınızda kas zayıflığı ve nefes problemleri gibi belirtileri olan gıda zehirlenmesi vakalarını ortaya çıkarabilir.

Bal, yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlayan bileşenleri içermektedir.

Bal, yaraların daha hızlı iyileşmesini sağlayan bileşenleri içermektedir.

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Tüm Konular
Doğal Cilt Bakımı internet sitemizde doğal yağ, mineral ve benzeri malzemelerle (kozmetik ürün kullanmadan) sağlıklı bir cilde sahip olmanıza yardımcı olmak amacıyla yazılar paylaşıyoruz.

DogalCilt.com sitemizdeki bilgiler doktor tavsiyesi değildir: Bilgilendirme amacıyla kaleme alınan doğal cilt bakımı önerileridir ve bu önerilerin uygulanması kişiden kişiye farklı etkiler gösterebilir ve fayda sağlamayabilir. Doğal cilt bakımı önerilerinin uygulanması kişilerin kendi sorumluluğundadır ve önerilerin uygulanmasından kaynaklanabilecek sorunlardan DogalCilt.com sitemizin yazarları ve sahibi sorumluluk kabul etmez.