Cilt Hastalıkları İsimleri ve Çeşitleri

Vücutta iskelet kas sisteminden sonra en geniş alana sahip olan yapı deri sistemi olup ve dolayısı ile cildimiz birçok hastalığı beraberinde getirir. Toplumumuzda en sık rastlanan hastalıkların başında gelen cilt hastalıkları çok geniş ve yaygın görülmeye sahip olmasına karşın ana başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz;

 

 

Ürtiker:

Halk arasında kaşıntılı hastalık, isilik olarak da tanımlanır. Deride kaşıntı, eritem (isilik), değişik biçimlerde şekillenen 1cm’den küçük doku bozukluğu (papül) gibi beliren, yüzeysel, geçici bir hastalıktır. Bazı diğer cilt hastalıkları ile belirtiler birbirine benzer iyi bir gözlemci tarafından ayırt edilmelidir. Lezyonlar (doku bozukluğu) bir ay ile 6 haftadan kısa sürerse akut (ani-kısa süreli), uzun sürerse kronik ürtiker olarak adlandırılır.

 

 

Akne Vulgaris:

Cilt denildiği zaman birçok insanın aklına ilk gelen yer yüzüdür ve birçok insanın yine hayatının bir kısmını kabusa çeviren sivilcelerin tıpta ismi Akne Vulgaris olarak geçer. Aslında vücudun bir savunma mekanizması sonucu gelişen bu olay kıl köklerine ve yağ bezlerine bağlı olarak gelişir. Ciltte meydana gelen inflamasyon (iltihaplanma) bir rahatsızlıktır. Ergenliğin ilk dönemlerinde çok yoğun (%85 gençte) görülmekte olup yaşın ilerlemesi ile zamanla kaybolur. Kadınlarda kırklı yaşlara kadar yoğun devam edebilen vakalara rastlanmıştır. Aileden kalıtsal olarak (Genetik Yatkınlık) gelişebilir. Cildin yapısını bozabilecek kozmetik ürünler sebep olabilir. Hiperandrojenizm (Androjen hormonu artışı ile erkeklik belirtilerinin artması) ve stresde başlıca Akne Vulgaris’i tetikleyen etkenler arasında sayılır. Genellikle yüzde görülür, sırt ve göğüste de görülebilir. İnflamasyon (iltihaplanma) şeklinde doku bozukluğu görülebileceği gibi inflamasyon olmayan şekilde görülen doku bozuklukları ise siyah nokta (açık komedon) ve beyaz nokta (kapalı komedon) ‘dur.

İlgili yazı: Akneli Cilt Nasıl Temizlenir?

 

 

Sedef Hastalığı:

Cilt hastalıkları arasında belki de en rahatsız edeni, hastaları psikolojik olarak da harap eden bir hastalıktır. Sanılanın aksine bulaşıcı değildir. Genetik olarak aktarılır. Sağlıklı bir birey yaklaşık 28 günde cildini yenilerken sedef hastalarında bu süre çok daha kısadır günde birkaç kez bu işlem tekrarlanır ve bunun sonucunda hastalığa ismini veren sedef renkli bir pullanma ve kabuk tabakası oluşur. Hastalığın gelişimini tetikleyen birçok etken vardır fakat kesin bir şekilde Sedef Hastalığı’nın oluşumuna dair bir tez bulunmamaktadır. Hastalığı tetikleyen etkenler arasında ilk genetik aktarım bulunmasına karşın kullanılan ilaçlar, cildi ovma-kaşıma, güneş ışınlarına maruz kalma yada geçirilen mikrobik rahatsızlıklar tetikleyebilir. Vucüdün özellikle açık alanlarında daha çok görülür. Dizde, dirsekte, ellerde en yaygın şekli ile görülmesine karşın saç altı deride veya genital bölgelerde de rastlanabilir. Sedef Hastalığı oluşumu ile egzema yada pişik gibi rahatsızlıklardan ayırt edilmelidir çünkü koltuk altı, kasıkta egzema gibi bir görüntüsü olabilir. Bebeklerde pişik gibi bir görüntüye sahip olabilir. Elde avuç içinde veya ayak tabanında oluşması ile mantar rahatsızlığı gibi bir görüntüsü olabilir.

İlgili yazı: Cilt Hastalıkları – 2 (Sedef Hastalığı)

 

 

Egzema (Dermatit):

Halk arasında Egzema olarak bilinen ve tıbbi anlamı Dermatit olan bu rahatsızlık vücudun bedene bağımlı olarak veya çevresel etkenlere bağlı olarak verdiği enflamatuvar (iltihabi) bir yanıttır. Ani birden bire oluşup iyileşme görüldüğü gibi kronik bir rahatsızlık haline de gelebilir. Akut gelişen dermatitte isilik (eritem), sulantılı doku bozukluğu, deride kaşıntı ciltte belirgindir. Kronikleşen dermatitte ise ciltte kuruluk, yaygın sürekli kaşıntı, deri kalınlaşması (hiperkeratoz) ve fissür (çatlak) görülür. En sık görülen tipleri ise Atopik Dermatit ve Kontakt Dermatit’dir. Atopik Dermatit alerjik olup vücudun birçok bölümüne yayılabilir. Kontakt Dermatit ise çevresel etkenlere bağlı olarak herhangi bir maddeye karşı olan alerji sonucu temas ile oluşur.

İlgili yazı: Egzama Nedir ve Doğal Öneriler

 

 

Derinin Yüzeysel Mantar Enfeksiyonları:

Adından da anlaşılacağı üzere deri yüzeyinde meydana enfeksiyonlardır. Deri, kıl, tırnak ve mukozada (bazı organların iç yüzeyini kaplayan doku tabakası) görülür. Yüzeyel mantar enfeksiyonları görülme sıklığına göre şöyle sıralanabilir;

 

1- Dermatofit Enfeksiyonlar (Dermatofitozlar)

Cildin üst tabakalarında dermatofit mantarlar tarafından oluşan bu mantar enfeksiyonlarına Dermatofit Enfeksiyonlar denilir. ‘A’ kan grubuna sahip kişilerde daha sık görülür. Dermatofit enfeksiyonlarda beş alt başlıkta incelenir.

 

A- Tinea Kapitis (Saçkıran) :

Adından da anlaşılacağı üzere kıl kaybına sebebiyet veren bir mantar hastalığıdır. Halk arasında kuru kel hastalığı olarak bilinir. Fakat sadece saçlı deride görülmez. Saç, kaş, kirpik ve diğer kıllı bölgelerde de kıl kaybına sebep olur. Kıl kaybına tıpta Alopesi Hastalığı adı verilir. Saçkırana sebep olan mantar ise Tinea Kapitistir. Tinea Kapitis kısmen bulaşıcıdır fakat gerekli tedbirler alınırsa, koruyucu hijyen koşulları gibi bulaşması çok zordur. Alopesi Hastalığı ve Tinea Kapitis birbirinden ayrılmalıdır. Alopesi Tinea Kapitisin bir geçiş evresidir. Mantara bağımlı (Tinea Kapitis) saç dökülmesi daha çok çocukluk döneminde (3 ile 8yaş arası) görülür. Saçkıran bulaşıcı bir hastalık değildir. Vücudumuzda bazen otoimmün sistemimiz (Bağışıklık Sistemi) kendi hücrelerini yabancı madde gibi algılar ve kendi içinde mücadele eder. Bunun nedeni henüz anlaşılamamıştır. Lenfosit hücrelerinin kıl kökleri etrafında sitokin salgılamasıyla saçlarda dökülme görülür.

İlgili yazı: Saçkıran Ve Tedavisi

 

B- Favus:

Kel hastalığı olarak bilinen bu hastalık erişkin veya çocuklarda görülebilir. Sosyo-ekonomik durumun kötü olduğu, hijyen şartlarının sağlanamadığı ve yeteri kadar beslenmenin mümkün olmadığı kişilerde daha sık görülür. Sarı yeşil renkte kabuklar oluşabileceği gibi zayıf ve beyaz-gri renkte saç oluşumuna derinin incelmesi eşlik eder. Uygun şartların oluşmadığı kırsal kesimlerde daha sık vakalar gözlemlenir.

 

C- Tinea Pedis:

Ayak ve ayak parmaklarında görülen mantar enfeksiyonlarına Tinea Pedis denir. Bulaşıcı eğilimi olan bu mantar enfeksiyonu bir bireyden bütün aile bireylerine bulaşabilir. Çocuklarda daha az görülür. En sık karşılaşılan tipi parmak arası görülendir. Tinea Pedisin en rahatsız edici özelliği kaşıntı ve ayak kokusudur.

İlgili yazı: Ayak Parmak Arası Mantarı

 

D- Tinea Korporis:

El, ayak ve kasık bölgeleri haricinde kılsız bölgede gelişen bir mantar enfeksiyonudur. Vücut mantarı olarak da bilinir. Bulaşıcıdır. Tinea Korporise yakalanmış kişiler tarafından bulaşabileceği gibi Tinea Korporise maruz kalmış eşya ve giysilerden de bulaşabilir. Kedi ve köpeklerle oynayan çocuklarda veya bulaştığı eşyalardan kişilere bulaşma riski çok yüksektir. Sıkı ve kalın giyinen kişiler, sıcak ve nemli bölgelerde daha çabuk Tinea Korporise yakalanır. Tinea Korporis sonucu vücutta oluşan bu doku bozukluğu genellikle yuvarlak şekilli, ortası halka gibi görülen dışa doğru iyileşme ile belirginleşen bölümler halindedir.

 

E- Onikomikoz:

El ve ayak tırnaklarında görülen bir mantar olup tedaviye karşı en dirençli mantar türüdür. Tırnağın rengini ve kalınlığını değiştirir. Ayak tırnaklarında daha fazla görülen Onikomikoz tırnak uçlarında beyaz ve sarı bir renk gibi başlar. Zamanla tırnak içine doğru ilerleyip tırnağın kırılgan bir yapı almasını sağlar. Tırnakta kötü kokuya sebep olur. Bir süre sonra tırnak yatağından ayrılır. Tedavi süresi bir yıla kadar sürebilen Onikomikozda dikkat edilmesi gerekenler ailede mantar öyküsü olup olmadığı, sağlıklı ve hijyenik ortamın sağlanması, nem çekici çorap giyilmesi, ayakların kuru tutulması ve temizliğine özen gösterilmesidir.

İlgili yazı: Tırnak Mantarı ve Tedavisi

 

 

2- Pitriyazis Versikolor:

Sam Yeli Hastalığı veya Tinea Hastalığı olarak da bilinen bu hastalığa tropikal bölgelerde ve sıcak bölgelerde daha sık rastlanır. Vücudun daha çok sırt göğüs gibi üst kısımlarında yoğun olan Sam Yeli Hastalığı bazen kollara ve karın bölgesinede yayılabilir. Sıcak havaların geçmesi veya tropikal bölgelerden uzaklaşılması ile seyrekleşir. Pitriyazis Versikolor bir hipopigmentasyon yani derinin renklenmesi rahatsızlığıdır. Hastalığa sebep olan malassezia türü bir mantardır. Açık kahverengi veya koyu kahverengi kızarıklar ile seyreden çeşitli büyüklükteki kepek görünümlü bir mantar enfeksiyonudur.

 

 

3- Kandidiyaz:

Kandidiyaz aslında genel bir isimdir. Kandidiyaz; Kandida Enfeksiyonu, Pamukçuk, Kandidiyazis, Moniliyaz veya Moniliyazis isimleri ile de bilinir. Vücutta bulunan Candida Albicans mantarının normalden aşırı çoğalması sonucu oluşur. Candida Albicans mantarının patojen (zararlı) bir hal alması ile gelişir. Kandidiyaz oluşumda candida albicans mantarının çoğalmasını kontrol eden yararlı bakterilerin uzun süre antibiyotik kullanıma bağlı olarak ölmesi ile, kötü hijyen koşulları ile, bağışıklık sisteminin zayıflaması ile ve cinsel temas ile bulaşma yoluyla hastalık ilerler. Bebeklerde pişik gibi görülürken, kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür.

 

 

Döküntülü Hastalıklar:

Egzantem hastalıklar (Döküntülü Hastalıklar) 0-3 Yaş arası çocuklarda daha sık görülen, virüslerden bulaşan, döküntü öyküsü takip edilmesi gereken, bazen hastalığın yanında ateş ile seyreden rahatsızlıklardır. Enfeksiyon hastalıkların oluşması sırasında deride beliren kırmızı renkteki lezyonlar (dokusal bozukluk) görülür. Döküntülü hastalıklar;

Kızamık, Kızamıkçık, 5. Hastalık (Eritema Enfeksiyozum), 6. Hastalık (Roseola İnfantum), Kızıl ve Suçiçeğidir. Döküntülü hastalıklarda döküntünün ayırt edilebilmesi adına başlangıcı, dağılımı, yapısı, şekillenmesi, ilerlemesi, kaşıntı ve ateşle ilgisi çok iyi analiz edilmelidir. Aşılama ile korunmanın mümkün olduğu bu hastalıklar çocukluk çağında geçirilmez ve erişkin yaşlarda yakalanırsa daha şiddetli olur. Döküntülü hastalıkların içinde sadece Kızıl bakteriye bağımlı gelişirken diğerleri viral kaynaklıdır.

 

Kızamık:

Asıl başlangıç yeri genizde solunum dokusu üzerinde olan, hapşırma öksürme gibi yollarla yayılan özellikle Mart Nisan aylarında daha sık görülen akut ani gelişen viral ve son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın 10-12 gün kadar süren seyri esnasında 3. ve 4. günlerde başlayan döküntü 7. -8. güne kadar sürer. Bu süreç öncesi dört içinde veya döküntü başladıktan dört gün sonrasına kadar hastalık en ağır şekilde bulaşıcıdır. Hastalığın tamamen iyileşmesi döküntü başladıktan iki hafta sonraya kadar sürebilir. Bebeklikten itibaren 15. aya kadar muhakkak aşılama yapılmalıdır.

 

Kızamıkçık:

Kısa süreli etkisi olan (1-3 gün) görüntü itibari ile Kızamık hastalığına benzeyen viral bir enfeksiyondur. Nazofarenkste (üst yutak veya geniz denilen bölge) ve lenf bezlerinde çoğalıp temas sonrası bir hafta içinde dokulara yayılır. Kızamıkçık çocuklar için tehlikeli bir hastalık olmayıp sadece hamilelerde ilk trimesterde (hamileliğin ilk 3 ayında) anne Kızamıkçık geçirirse karnındaki bebek için tehlikelidir. Çocuklarda görülen Kızamıkçık, hastalığı geçiren çocukların çoğunda hafif seyreder. Döküntü süresinin kısalığı ile belirginleşir. Döküntü sadece üç gün sürer. Kızıl hastalığı ile karıştırılabilir çünkü kızıl döküntüsüne benzer doku bozukluğu görülür. Yoğun kaşıntı olur ve 3. gün kaybolur.

 

Beşinci Hastalık (Eritema İnfeksiyozum) :

3 evreli bir hastalık olup ateş, baş ağrısı, boğaz ağrısı, burun akıntısı, kaşıntı ve karın ağrısı gibi belirtileri vardır. Beşinci Hastalığa sebep olan Parvovirus B19 solunum yolu ile ilerler. Hastalıkta ön belirtiler (prodnomal dönem) olmadan hastalık ani bir şekilde tipik bir döküntü ile başlar. Döküntünün başlaması sanılanın aksine virüsün etkinliğini kaybettiği ve bulaşıcılığın geçtiğini gösterir. Döküntü çok ağır ve kaşıntılı olup soyulmadan geçer. 5 ile 15 yaş arası çocuklarda görülme sıklığı daha fazladır. Döküntü karakteristik olup dantele benzediğinden dantela tarzı döküntü de denir.

 

Altıncı Hastalık (Roseola İnfantum) :

Human Herpes virüs tip 6’nın (HHV Tip6) sebep olduğu, bazen de döküntü olmadan HHV-Tip7’nin sebep olabildiği yüksek ateş ile (40 derece-40, 5 derece arası) akut başlayan hafif nezle gibi ön belirtileri olan ve henüz bulaşıcılığı bilinmeyen bir hastalıktır. Bulaşma sonrası süreç yaklaşık 12-14 gün sürer. En sık 6 aylık bebekler ile 3 yaş arası çocuklarda görülen bu hastalıkta ateş, ishal, öksürük ve huzursuzluk belirleyici etkenlerdir. İsilik benzeri bir döküntü hakimdir. Çoğunlukla gövdede olmasına karşın yüz, ense, kol ve bacaklara yayılır. Döküntünün başlaması ile ateş düşer.

 

Kızıl:

Bulaşma sonrası tedavi yöntemlerinden biri uygulanmazsa bir aya kadar etkileri süren, ön tanı süresi olan bir haftalık süreçte titreme, baş ağrısı, ateş, boğaz ağrısı, bulantı, kusma ve halsizlik gibi ön belirtileri olan ve bu bulgular sonrası döküntü ile devam eden bir hastalıktır. Hastalığın ilk birkaç gününde dilde beyaz bir tabaka oluşmasından dolayı diğer döküntülü hastalıklardan ayrılır ve bu dile Beyaz Çilek Dili denir. Vücutta kırmızı nokta şeklinde döküntüler oluşur üzerine basıldığında rengi solar. Döküntü bir hafta kadar devam eder.

 

Suçiçeği:

En sık 1-6 yaş arası görülen;döküntü öncesi ateş, halsizlik, karın ağrısı, baş ağrısı, iştahsızlık, öksürük ve boğaz ağrısı gibi ön belirtileri olan Varicella-zoster virüsünün sebep olduğu enfeksiyondur. İlk oluşumu Su çiçeği olurken enfeksiyon tekrarlarsa Zona hastalığına dönüşür. Solunum yoluyla bulaşan bu hastalık genizde ve lenf bezlerinde (bölgesel) çoğalır. Hafif ateş ve halsizliğin eşlik ettiği ilk belirtilerle başlayan Su çiçeğinde, gövdeden başlayan dökülmeler zamanla yüz, kol, bacak gibi vücudun diğer bölümlerine de geçer. Doku bozukluğu küçük, kırmızı, sınırları belirgin 1 cm’den ufak lezyonlar şeklinde başlayıp ufak simit halkalarını andırır şekildedir.

İlgili yazı: Su Çiçeği Hastalığının Belirtileri ve Tedavisi – 1

Cilt hastalıklarının detaylı listesi ve hastalıkların bilinen belirtilerinin anlatıldığı bilgilendirme yazısı.

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Tüm Konular
Doğal Cilt Bakımı internet sitemizde doğal yağ, mineral ve benzeri malzemelerle (kozmetik ürün kullanmadan) sağlıklı bir cilde sahip olmanıza yardımcı olmak amacıyla yazılar paylaşıyoruz.

DogalCilt.com sitemizdeki bilgiler doktor tavsiyesi değildir: Bilgilendirme amacıyla kaleme alınan doğal cilt bakımı önerileridir ve bu önerilerin uygulanması kişiden kişiye farklı etkiler gösterebilir ve fayda sağlamayabilir. Doğal cilt bakımı önerilerinin uygulanması kişilerin kendi sorumluluğundadır ve önerilerin uygulanmasından kaynaklanabilecek sorunlardan DogalCilt.com sitemizin yazarları ve sahibi sorumluluk kabul etmez.