Menopozla Alakalı Hiçbir Yerde Duyamayacağınız 10 Bilgi

1) Ani Ateş Basmaları Yıllarca Sürebilir

Ani ateş basmaları menopozun en bilindik belirtilerinden birisidir. İsmindeki “ani” kelimesine zıt olarak kısa vadede ortadan kaybolmayan bu durum, yıllarca dahi sürebilmektedir.

Vazomotor belirtiler olarak da adlandırılan bu durum perimenopoz döneminde yani menopozun ilk zamanlarında ortaya çıkmaktadır. Ancak bazı kadınlarda son adet dönemine kadar ortaya çıkmayabilmektedir. Bu rahatsızlığın aşamaları oldukça uzun olup kademe kademe meydana gelmektedir.

2015 senesinde Amerika Tıp Vakfı Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre menopoz dönemine geçiş yapmakta olan kadınların yarısından çoğunda ani ateş basmaları yedi yıldan daha fazla sürmektedir. Ayrıca menopoz sonrasında da 1,5 sene kadar etkisini sürdürmektedir.

2016 senesinde gerçekleştirilen bir başka araştırmada kadınların yaşadıkları ani ateş basmaları ve gece terlemeleri ile birlikte, bu çerçevede gelecekte oluşacak sağlık problemlerini önlemek adına alacakları terapiler açısından dört farklı gruba ayrıldıkları belirlenmiştir. Ani ateş basmaları yedi ila on sene kadar sürebilmekte ve ortaya çıkış dönemleri bireyden bireye farklılık göstermektedir.

Vücut sıcaklığında yaşanan ani düşüş ve yükselmeler bireyin gündelik hayatını adeta mahvetmektedir. Bu durum bireyde kalp çarpıntılarına yol açmakla birlikte korku ve endişe gibi sorunlara da ortam hazırlayabilmektedir. Ani ateş basmaları uyku esnasında da baş gösterebildiğinden bireyin uykusunu yarıda bölerek yorgunluğa ve ruh halinde bozulmalara sebep olmaktadır.

Ani ateş basmalarını kontrol altında tutabilmek için meşrubat, baharatlı yiyecek, stres, alkol, kafein ve bazı ilaçlar gibi tetikleyici unsurlardan uzak durmak gerekmektedir. Aynı zamanda giyim kuşama dikkat edilmeli ve gece yatağa giderken uykuya elverişli giysiler giyilmelidir.

 

 

2) Aşırı Yorgunluk

Yetersiz uyku ya da ani ateş basmaları, sebep her ne olursa olsun perimenopoz ve menopoz süreci enerjinizde fevkalade düşüşler meydana getirebilir. Hayatınızın her anı kendinizi son derece halsiz ve yorgun hissedebilirsiniz. Bahsi geçen bu bitkinlik hissiyatı yeni doğum yaptıktan sonraki ilk birkaç ayda yaşadığınız yorgunluğa benzerdir.

Vücut kendisini öylesine yorgun hisseder ki birisiyle konuşmak dahi yorucu gelebilir.

Menopoz dönemi süresince östrojen, projesteron, tiroid ve adrenal hormonlar yüksek seviyede salgılandığından ötürü bireyde yorgunluk hissiyatı meydana getirmektedir. Bahsi geçen tüm bu hormonlar vücuttaki hücrelerin enerji tüketimini düzenleyici etkiye sahiptir.

2015 senesinde gerçekleştirilen bir araştırmada menstrüel anormallikler, endometriyozis hastalığı, pelvik ağrılar ve histerektomi gibi durumların hepsinin kronik yorgunluk sendromuyla yakından ilişkili olduğu ortaya konmuştur.

Yorgunlukla baş edebilmek adına gündelik hayatınızı iyi bir şekilde planlamanız gerekmektedir. Ayrıca kendinizi yorgun hissettiğinizde istirahat etmeniz önem arz etmektedir.

 

 

3) Kilo Alımı

Menopoz sonrasında kilo almak sık rastlanılan bir durumdur. Ancak unutulmamalıdır ki menopoz kaynaklı kilo alımları aniden değil, süreçler halinde gerçekleşmektedir.

Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü’ne göre kadınlar menopoz döneminde ortalama 2,5 kilo almaktadır. Bu miktar bazı kadınlarda 7 ila 12,5 kg seviyesine kadar çıkabilmektedir.

2004 senesinde Amerika Epidemiyoloji Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmada menopozal kilo alımı ile bedendeki hormon değişiminin direkt olarak bir ilişkisi olmadığı ortaya konmuştur. Yapılan araştırmalar bu çerçevede yaşanan kilo alımına yol açan esas unsurların fiziksel aktivitelerden uzak kalmak ve metabolizmadaki yavaşlık olduğu belirlenmiştir.

Ancak 2012 senesinde Uluslararası Menopoz Derneği’nde yayınlanan bir başka araştırmada perimenopoz döneminde meydana gelen hormonal değişikliklerin karın bölgesinde yaşanan yağlanmalara önemli ölçüde katkıda bulunduğu ortaya konmuştur. Bu durum aynı zamanda fiziksel ve psikolojik hastalıklara da ortam hazırlamaktadır.

Menopoz süresince yaşanan kilo alımları sağlık açısından kötü sonuçlar doğurabileceğinden ötürü oldukça kötü bir durumdur. Bu durum göğüs kanseri, depresyon, kalp hastalıkları ve tip 2 diyabet gibi rahatsızlıklara kadar ilerleyebilmektedir.

Düzenli egzersiz ve dengeli beslenmeden oluşan sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek kilo almanızı engelleyecektir.

 

 

4) Saçlarınız Güzelliğini Uzun Süreliğine Yitirebilir

Saç tellerinin incelmesi (hatta saç kaybı) menopozun bilindik belirtilerinden birisi olup aylarca sürebilir. Bu etki menopoz döneminde hormonların istikrarsız bir seviyede seyretmesinden ileri gelmektedir.

Saç kaybı perimenopozal dönemde baş gösterir. Bu süreç boyunca östrojen hormonunun seviyesi azalışa geçer. Kan içerisindeki testesteron hormonu kolaylıkla DHT (Dihidrotestesteron)’ye dönüştürülür. Bu durum da saç köklerine iletilen kan miktarını azaltarak saç tellerinin zamanla incelmesine sebep olur.

Aynı zamanda saç telleri bu süreçte vuku bulan hormonal dengesizlikten ötürü daha kırılgan ve kuru vaziyette olmaktadır.

2011 senesinde İngiliz Dermatoloji Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmada menopoz süresince yaşanan hormonal değişikliklerin saç yapısında meydana gelen farklılaşmalarla direkt olarak ilişkili olduğu belirlenmiştir.

Bu çerçevede gerçekleştirilen bir başka araştırmada menopozun beraberinde getirdiği belirtilerden biri olan saç kaybının beklenilenden çok daha uzun yıllar sürebildiği ortaya konmuştur. 1996 – 2013 seneleri arasında menopozdan muzdarip olan dört farklı etnik gruptan toplamda 1449 kadın üzerinde gerçekleştirilen uzun vadeli bir araştırma sonucu bu neticeye ulaşılmıştır.

Bu belirtilerin kadınlarda ortalama olarak 7,4 sene sürdüğü belirlenmiştir. Ancak bazı kadınlarda bu süreç 14 seneye kadar çıkmıştır.

 

 

5) Uyku Problemleri

Menopoz süresince projesteron ve östrojen hormonunda yaşanan önemli düşüşler gece vakti ani ateş basmalarına sebep olmakta ve bu da bireyin uyku düzenini mahvetmektedir.

2005 senesinde Klinik Uyku Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmada menopozun uyku üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkiler üç ana başlık altında toplanmıştır.

Bunlardan birincisi menopozun ruh halinde meydana getirdiği bozulmalar ve bu çerçevede yaşanan uyku sorunlarıdır. İkincisi uyku esnasında yaşanan solunum bozukluğunun daha fazla nüksetmeye başlamasıdır. Üçüncüsü ise fibromiyalji sendromunun ilerleyişinde yaşanan artıştır.

2011 senesinde Kuzey Amerika’daki Gebelik ve Jinekoloji Kliniği’nde gerçekleştirilen bir başka araştırmada orta yaşlı kadınlarda perimenopozal sürece geçişin uykusuzluk vakalarının ortaya çıkışında kilit rol oynadığı ortaya konulmuştur.

Hormonal değişimlerle birlikte pek çok farklı faktörün bu çerçevede menopozal sürece geçişte uyku üzerinde olumsuz etkiler meydana getirdiği belirlenmiştir.

Gece vakti uykusuzluk yaşayan çoğu kadın menopoz sonrasında adeta bir bebek gibi uzanmayı tercih etmektedirler. Bu tercih bedene ağırlık çöktürerek enerji seviyesini, bireyin duygusal vaziyetini ve kilosunu etkilemektedir.

Yatağa girmeden 20 – 30 dakika evvel alacağınız ılık bir duş gece rahat bir uyku çekmenize yardımcı olacaktır. Bu çerçevede uyku saatlerinizi belli bir düzene oturtmanız da büyük önem arz etmektedir.

 

 

6) Kemik Kaybı

50 yaşından büyük kadınlarda kemik kaybı ve kemik erimesi sık rastlanılan bir durumdur.

İşin aslı şu ki 35 yaşından itibaren bireyin kemik yapısında kayıplar yaşanmaya başlar. Bu kayıplar neticesinde kemikler giderek kırılganlaşır ve vaziyet kemik erimesine kadar varabilir.

2008 senesinde Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmada kemik kaybının perimenopoz döneminin sonlarında iyice hızlandığı ve ivmesini kaybetmeksizin postmenopozal dönemin ilk yıllarına kadar devam ettiği belirlenmiştir. Aynı zamanda bireyin kiloluluk oranının kemik kaybının vuku bulma düzeyinde belirleyici role sahip olduğu ortaya konmuştur.

Östrojen hormonu kemiklerin güçlü kalmasına yardımcı olur. Menopoz kadınlarda bu hormonun salgılanmasını durdurmaktadır. Bu hormonun eksikliği menopozdan 2 ila 8 yıl önce vuku bulan perimenopoz döneminde dahi devam edebilmektedir. Bu durum doğal olarak kemik sağlığını olumsuz yönde etkileyerek hızlı kemik kayıplarına yol açmaktadır.

Eğer aile geçmişinizde kemik erimesinden muzdarip bireyler mevcutsa bu çerçevede çok daha dikkatli olmanız gerekmektedir.

 

 

7) Aşırı Cilt Kuruluğu

Menopozdan sonra kesinlikle yapmanız gereken şeylerden birisi de daha kaliteli bir nemlendiriciye yönelmektir. Çünkü bu süreçte cilt kuruluğa fevkalade yatkın olmaktadır. Östrojen seviyesinde yaşanan düşüş ciltte salgılanan yağ miktarını da etkileyerek ciltte pul pul dökülmeler görülmesine dahi sebep olabilir. Bazı kadınlar cilt yapılarında kızarıklık ve kaşıntı hissiyatı olduğundan da şikayet etmektedir.

Östrojen hormonunda yaşanan düşüşle birlikte yaşlanma da cildi son derece etkileyen bir faktördür. Yaş ilerledikçe cilt bünyesinde sıvı tutmakta zorlanmaya başlar. Yağ salgılama yetisi de son derece zarar gördüğünden ötürü, vaziyet çok daha kötü bir hal alabilir.

2007 senesinde yaşlanmayı önlemek adına çalışmalar gerçekleştiren kliniklerin ortaya koyduğu bir araştırmada östrojen eksikliğinin cilt yapısında değişikliklere neden olduğu ve yaşlanmanın da cilt fizyolojisini etkilediği belirlenmiştir.

Yaşlanma süreci derideki epidermis, dermis ve deri altı yağ tabakalarını körelterek cildin kalınlığında azalmaya neden olur. Bu da cilt dokusunda kuruluk, kırışıklık ve proliferatif yaraların oluşmasına yol açar.

İçerik olarak daha zengin ve daha kaliteli bir nemlendirici kullanmayı deneyin. Aynı zamanda yeterli sıvı tüketimi de bu çerçevede büyük önem arz etmektedir.

 

 

8) Ruh Halinde Meydana Gelen İniş Çıkışlar

Menopoz süresince hormon miktarlarında yaşanan istikrarsızlık beyin yapısında bozulmalara neden olarak bireyi depresyonda olduğuna ikna eder.

Ruh halinde yaşanan iniş çıkışlar ve depresyon bireyi adeta elden ayaktan düşürecek etkiye sahip durumlardır. Depresyon durumu menopoz sonrasındaki döneme geçene dek ortaya çıkmamaktadır. Ancak bazı kadınlarda bu durum perimenopoz sürecinde de meydana gelebilmektedir.

2011 senesinde psikolojik tıp ilmi çatısı altında gerçekleştirilen bir araştırmada perimenopoz dönemindeki veya postmenopozun erken safhalarındaki kadınların depresyona iki ila dört kat daha yatkın olduğu belirlenmiştir.

Ruh halindeki değişimler ortada hiçbir sebep yokken bir anda stres, üzüntü, öfke, kaygı ve umutsuzluk gibi hissiyatlar meydana getirebilmektedir.

Derin nefes egzersizleri, meditasyon, sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve ailenizden alacağınız destek ile bu süreci atlatabilirsiniz.

 

 

9) Kötü Huylu Kolesterol Seviyesinde Artış

Menopoz vücudunuzdaki kötü huylu kolesterolün seviyesinde artışa neden olabilir. Bu durum başta östrojen seviyesinde yaşanan düşüş olmak üzere diğer hormonlarda yaşanan istikrarsızlıklar ve yaşın ilerlemesi gibi hususlardan ileri gelmektedir.

2009 senesinde Amerika Epidemiyoloji Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmada vücuttaki toplam kolesterol, düşük yoğunluklu lipoprotein ve trigliserit seviyesinin menopozun başlarında çok az düzeydeyken perimenopozun son safhalarında ve postmenopozun ilk safhalarında zirveye ulaştığı ortaya konmuştur.

2015 senesinde Kuzey Amerika Menopoz Vakfı’nda yayınlanan bir araştırmada ise menopozun iyi huylu kolesterolün etkisini azaltarak arterlerde sertlik oluşmasına ortam hazırladığı belirlenmiştir.

Bir kadının menopoz süresince yaşadığı geçiş aşamaları iyi huylu kolesterolün seviyesini arttırabilir. Ancak ne ilginçtir ki bu durum aslında daha büyük plak oluşumlarıyla alakalı bir durumdur. Yani aslında iyi huylu kolesterolün etkililik oranı menopozal süreç nedeniyle düşüş yaşamıştır.

Ancak unutmayın ki sağlıklı bir hayat tarzı benimsemeniz bu durumların da önüne geçecektir. Düzenli olarak egzersiz yapmaya ve sağlıklı beslenmeye özen gösterin.

 

 

10) Hafıza Problemleri

Pek çok kadın bilhassa menopoz öncesi ve menopoz dönemlerinde hafıza problemleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Hatta bazılarında unutkanlık son raddeye ulaşıp günlük hayatlarını da etkilemeye başlamaktadır.

Menopoz süresince yaşanan unutkanlık vücuttaki hormon seviyelerinde yaşanan düşüşlerden ileri gelmektedir. Bilhassa östrojen hormonunda yaşanan düşüş bu çerçevede büyük rol oynamaktadır. Çünkü bu hormon beyin fonksiyonlarını etkileyen bir hormon olan kortizolün salgılanma miktarını düzenlemektedir.

Kortizol seviyesinde yaşanan dengesizlikler beyin yapısında bozulmalara yol açarak hafıza problemlerini doğurmaktadır.

2011 senesinde Kuzey Amerika’daki Gebelik ve Jinekoloji Kliniği’nde gerçekleştirilen bir araştırmada perimenopoz sürecinin zihinsel fonksiyonlar üzerinde uzun vadeli etkilere yol açabildiği belirlenmiştir. Bu etkiler genellikle hemen göze çarpmayacak düzeyde olmaktadır.

2012 senesinde gerçekleştirilen bir başka araştırmada ise menopoz süresince yaşanan hafıza problemlerinin gerçek olduğu ortaya konmuştur.

Yapboz ile uğraşmak, satranç oynamak ya da bilgisayarla vakit geçirmek gibi aktiviteler sayesinde beyninizi sürekli olarak aktif tutabilirsiniz.

Menopozla ilgili bilmeniz gereken 10 madde.

Menopozla ilgili bilmeniz gereken 10 madde.

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Tüm Konular
Doğal Cilt Bakımı internet sitemizde doğal yağ, mineral ve benzeri malzemelerle (kozmetik ürün kullanmadan) sağlıklı bir cilde sahip olmanıza yardımcı olmak amacıyla yazılar paylaşıyoruz.

DogalCilt.com sitemizdeki bilgiler doktor tavsiyesi değildir: Bilgilendirme amacıyla kaleme alınan doğal cilt bakımı önerileridir ve bu önerilerin uygulanması kişiden kişiye farklı etkiler gösterebilir ve fayda sağlamayabilir. Doğal cilt bakımı önerilerinin uygulanması kişilerin kendi sorumluluğundadır ve önerilerin uygulanmasından kaynaklanabilecek sorunlardan DogalCilt.com sitemizin yazarları ve sahibi sorumluluk kabul etmez.