GDO Nedir ve Zararları Nelerdir ?

Yaygın olarak kısaltması ile bilinen ama bir çok kesim tarafından ne açılımı nede ne olduğu bilinmeyen GDO yani genetiği değiştirilmiş organizma ile ilgili doğru ya da yanlış bir çok bilgi dolaşmaktadır. Dogalcilt.com olarak takipçilerimizi doğal yaşamdan uzaklaştıracak her türlü konu hakkında maksadını aşmadan bilgilendirmek olduğu için son zamanların en popüler bu çalışması ile ilgili bilgilendirme ihtiyacı duyduk.

 

 

GDO nedir?

Her türlü canlı organizmanın daha zor şartlarda yaşayabilecek forma getirilmesi için o şartlarda yaşayabilen bitki ve ya hayvanlardan gen nakli yapılması işlemidir. Araştırmanın açıklanan resmi amacı bu şekildedir. İlk olarak 6 ülkede 1,7 milyon hektarlık alanda başlatılan GDO lu ürün üretimi bugün 125 milyon hektara çıkmış ve programı uygulayan ülke sayısı da 25′ e çıkmıştır. Bu ülkelere en son katılan ülke ise Mısır’dır. GDO ile ilgili yapılan çalışmalara bir örnek vermek gerekirse bir böceğe karşı zehir salgılamak gibi bir savunma mekanizması olan bir bakteriden alınan gen mısıra ilave edilmiş ve mısır için tehlikeli olan o böceğe karşı zehir salgıladığı gözlemlenmiştir. Çalışmalarda susuzluk ve dünyada giderek artan açlık ya da gıda eksikliğine karşı çözüm arama anlayışı bir diğer toplumsal amacıdır. Bu bağlamda susuz ortamlarda sebze ve meyve üretimi üzerinde çalışılmaktadır. Bu konuda çöl şartlarına dayanıklı kaktüs gibi bitkilerin genleri ile ilgili çalışmalar hali hazırda var ve geçmişte denemeleri de yapılmaktadır.

Hangi ürünlerde daha çok kullanılır?

Sitemizde neredeyse doğallıktan uzaklaştıran en büyük unsuru ticaret ve ekonomik rant olarak gösterdik. Yazımızın başın da da dediğimiz gibi maksadını aşmadan ve takipçilerimizin sağlığını korumak sitemizin misyonu ve vizyonunu teşkil eder. Araştırmalarımız sonucunda elde ettiğimiz bilgiler bizim ne kadar haklı olduğumuzu sergiledi. Çünkü ekonomik rantabilite (karlılık) konusunda en çok getirisi olan ürünler GDO çalışmalarında ilk olarak kullanılan ve küresel olarak satışa sunulan ürünler olmuştur. Bununla birlikte 6 ülkeden 25 ülkeye çıkması çalışmaları daha da genişletmiş ve sabit bir ürün skalasına ulaşılamamaktadır. Ama kesin olarak yukarıda vurguladığımız ürünler ise sırası ile pamuk, kanola, ve mısır kesin ve ilk olarak bu araştırmaların ilk konusunu oluşturmaktadırlar. Bununla birlikte süt, patates ve kabakta da uygulanan bu yöntem giderek yaygınlaşmaktadır. Özellikle süt en fazla önemle çalışma kapsamına alınan bir üründür. Çünkü artan nüfus ve süt ürünlerindeki çeşitlilik ve süte bağımlılık ile ikamelerinin süt ile aynı işlevi görememesi gıda sektöründe sütün önemini çok yukarılara taşımıştır.

Ülkemizde üretilen ürünlerde GDO var mı?

Bugün çok fazla ülkede bu sistem uygulanıyor olsa da ülkemiz de GDO lu ürün üretim yasaktır. Basın ve çeşitli yayın organlarının amacını bilmeden ülkemizde bu tarz üretimin yaygınlaştığını göstermek istemesi farklı mecraları ilgilendiren bir konu olsa da bilmemiz gereken ise ülkemiz bu ülkeler arasında değildir. Ama maalesef ithalat yolu ile girebilmektedir. Üzücüdür ki bir kaç yıl öncesine kadar yurt dışından ithal edilen ürünlerde ülkemizde GDO ile ilgili bir kısıtlama yoktu. Tarım Bakanlığı uygulamaya koyduğu bir yönetmelik ile GDO lu ürün ithalini kısıtlamıştır. Ülkemizde ise tarımda verimliliği artırmak adına bitki ıslahı yapılmaktadır. Bu sistem ise şuna benzer yıllardır evlenmek isteyen ve bir kıza gönül vermiş erkeklere söylenen bir ata sözü vardır; “Bir kızı bin kişi ister bir kişi alır.” Bitki ıslahında ise bu bir kişiyi çiftçinin belirlemesi işlemidir. Yani bitkinin binlerce bitki çeşidi ile tozlaşma ya da başka çeşitle vb. ile döllenmesi çok çeşitli varyasyonlar oluşabilmektedir. Ama bu seçeneklerden birini ön plana çıkarıp damat adayını çiftçinin kendinin belirlemesi işlemine bitki ıslahı denir. Bu yöntemde kesinlikle genetiğe dışarıdan bir müdahale yoktur. Bu yöntem de de verimlilik ve bulunulan şarta en çok dayanıklı bitkiyi geliştirmek vardır. Ama doğal yöntemlerde küçük bir tasarruf ile tarımda verimliliğin artırılması işlemidir. Bununla birlikte bazı hormonlar kullanılmaktadır. Bu konu da çok aşırı bilgi kirliliği olduğu için tarım ve ziraat konusunda uzman bir ziraatçı olmak gerekir. Bizim doğallık adına yapabileceğimiz tek öneri her ürünü mevsiminde tüketmenizdir. Yani kışın domates ve patlıcan gibi sebzelerin tüketilmesinden ve mevsiminden önce meyvelerin tüketilmesinden sakınmalısınız.

 

GDO’ nun nasıl bir zararı var?

GDO ülke politikası olarak uygulandığı için bir parça siyasi bir mevzudur. Bu durum da çok aşırı bilgi kirliliğine yol açmaktadır. Açıklanan gerekçelere göre insanlık için GDO sloganı ile başlatılan çalışmalar gerçeği ispatlanamayan bir kaç haber dışında zararlı bir etkisi görülmedi. Sakın yanlış anlaşılmasın bu söylemimiz gerçekçilikten uzaklaşmamak adınadır. GDO lu ürünleri kesinlikle tavsiye etmiyoruz, çünkü olası riskleri çok aşırı fazladır. Bir besinin DNA sını değiştiriyorsunuz bunun nasıl bir etki sağlayacağını, vücudunuz nasıl bir tepki vereceğini ve hala tam olarak anlaşılmayan DNA ların besinlerin sindirimi ve hücrelere gittikten sonra ne olup nasıl bir dönüşüme tabi tutulduğu konusu açısından oluşabilecek yeni formda ki DNA nasıl bir sonuç verecek tartışma konusu değil kesinlikle uzak durulması gereken bir durumdur. Yani GDO lu ürünler ile ilgili olası tehditler ve riskleri ile gerçekleşmiş bazı zararları şu şeklindedir.

1. Yüksek ve ölümcül alerji riski,
2. Sinir hücrelerinin ve beyin hücrelerinin tahribi riski,
3. GDO gen kalıntıları hamile anne karnında ve fetuste birikebilmekte,
4. GDO lu ürünlerin salgıladığı böcek öldürücüler insanlarda sindirilememekte,
5. Bu zehirler gene hayvanlarda toksik etkisi yapmakta,
6. Gene bu zehirler yüzünden hayvanlara antibiyotik tesir etmez hale gelmekte,
7. Bir araştırmaya göre GDO lu sütlerin büyük bir kısmında gen kalıntısı görülmektedir

GDO ne olduğu bilinmeyen yüksek ihtimalle de insan bünyesi açısından çok tehlikeli olabilecek bir uygulamadır. Bu nedenle mümkün mertebe kendiniz ve ailenizi korumak adına bu tarz ürünleri tüketmeyin bu zamana kadar acı olan bu ürünlerin üretiminin ülkemizde yasak olmasına rağmen ithali ile ilgili hiç bir sınırlama getirilmemiş olmasıdır. Bu sınırlamaya ilk tepki gösterenin Amerika olması da başlı başına GDO’ nun ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne sermektedir. Ayrıca sofralarınızda tükettiğiniz ürünlerinde doğal olmasına özen göstermeniz gerekmektedir. Yeyip içtiğiniz ürünlerin mevsimlik ürünler olmalarına özen göstermelisiniz. Çünkü her ne kadar içerisinde hormonal bir kalıntı olmasa da sağlığa zararlı olabilmektedir. İnsanın her gün ihtiyacı bir önceki güne göre farklı olabilmektedir. Yani dün 1 tane A vitamini 3 tane D vitamini 2 tane B vitamini yeterli iken bugün ise 5 tane A vitamini 1 tane D vitamini 8 tane B vitamini ve ayrıca carbon da gerekebilir.

Bir bebeğin dahi her gün emdiği sütün içeriği aynı olmayıp o gün neye ihtiyacı varsa o terkipte (karışımda) geliyor ise insanlara mevsimlere takılıp gönderilen ürünlerde de bir hikmet olmaz mı? Her mevsimde gelen yağmur dahi o şekilde yağmaktadır. Hatta her bölgeye yağan yağmurun içeriği dahi o bölgede var olan bitkilerin ihtiyaç duyduğu bileşenlere göre şekillenmektedir. Bu nedenledir ki kışın soğuğunda ihtiyaç olan portakal ve mandalina iken yazın sıcağında karpuz ve kiraz gelmektedir.

GDO ile ilgili bilgilendirme yazısı ve olası zararları

GDO ile ilgili bilgilendirme yazısı ve olası zararları

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum

  • Bir Yorum Bırak




  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Tüm Konular
error: Kopyalamak mümkün değil !