Japon Kadınların Zayıf ve Genç Görünmesinin 10 Sebebi

Japonya güzel bir ülke. Her şey; yeşil dağlar, mavi deniz, canlı kültür ve ağzınızın suyunu akıtan mutfağı ülkenin güzelliğine güzellik katıyor.

Eğer Japonya’ya gittiyseniz ya da Japonlarla tanıştıysanız, kafanızı bir şey kurcalayabilir: “Japon kadınlar niçin bu derece ince ve genç görünüyor?”

Japonların sağlıklı ve genç gösteren şey, mutfağı ve yaşam tarzlarıdır. Örneğin; Japon yiyecekleri sağlık ve uzun yaşam prensiplerine dayanır. Aslında, Japonya, dünyada 100 yıldan daha fazla yaşayan insanlara en yüksek oranda ev sahipliği yapan ülkedir. Japonya’da, yemek sadece tadı için yenmez. Japonlar, yiyeceklerden sağlıkları için faydanlanmaya inanırlar.

İşte Japon kadınların zayıf kalmasının ve yaşlı görünmemesinin temel 10 sebebi:

 

 

1) Yeşil çay içmek

Japonlar yeşil çay içmeyi seviyorlar. Matcha ( toz haline getirilmiş yeşil çay) kurutulmuş ve iyi bir şekilde öğütülmüş en yüksek kalitedeki yapraklardan elde edilir. Bu çay tozu, daha sonra sıcak su ile karıştırılır. Yeşil çayın bu formu, “matcha”nın seromonik bir şekilde hazırlanmasını ve servis edilmesini içeren kültürel bir aktivite olan çay töreninde kullanılır.

Yeşil çay sadece lezzetli değil, aynı zamanda yararlıdır. Dünyadaki en sağlıklı ve faydalı çaylardan biridir, içerdiği zengin antioksidanlar, serbest dolaşan moleküllerle mücadelede yardım eder ve yaşlanma sürecini geciktirir. Kilo vermeye bile yardımcı olur. Ayrıca, yeşil çay içmek, kanser ve kalp rahatsızlığı riskini azaltır. 2006 yılında JAMA’ da yayınlanan bir çalışmaya göre, yüksek oranda yeşil çay tüketen Japonya’daki yetişkinler, tüm sebeplerden ve kalp-damar hastalıklarından kaynaklanan ölümlerde daha az riske sahip. Ayrıca, bu çalışma, günde 5 fincan yeşil çay içen Japon vatandaşların %26 oranından daha düşük ölüm oranın sahip olduğunu gösterdi.

 

 

2) Fermente edilmiş/mayalanmış yiyecekler yemek

Japonlar, sıklıkla kefir, kombucha, sauerkraut, miso, tempeh ve kimchi gibi fermente edilmiş yiyecekler yerler. Fermente edilmiş/mayalanmış yiyecekler, lacto fermantasyonu sürecinden geçirilmiş ürünledir. Bu süreçte, doğal bakteriler yiyecekte bulunan şeker ve nişastayı besler ve laktik asit oluştururlar. Fermantasyon, yiyecekteki doğal besinleri muhafaza eder ve b vitamini, omega-3 yağ asidi ve birçok probiyotik türü gibi yararlı enzimler ortaya çıkarır.

Fermantasyon dost-yararlı bağırsak bakterilerini teşvik eder ve gıdayı daha sindirilebilir bir biçime dönüştürdüğünden sindirime yardımcı olur ve bu sindirim de kilo vermeye yardımcı olur. Buna ek olarak, hücre dokusundan zararlı toksinleri ve ağır metalleri atmaya yardımcı olur. Buna ek olarak, hücre dokusundan zararlı toksinleri ve ağır metalleri atmaya yardımcı olur. Physiological Antropology Dergisinde yayınlanan 2014 tarihli bir araştırmada, fermente süt ürünleri ile faydalı bağırsak mikroplarının gelişimi arasında bir bağlantı olduğu bildiriliyor.

Çalışma aynı zamanda, uzun süreli bağırsak-beyin iletişimi üzerinde bir etkisi olabileceği için, süt ürünleri olmayan fermente gıdaların ve bitkilerin bağırsak mikrobiyolojisi üzerinde olumlu bir etkisi olabileceği bulgularının önemini belirtti.

 

 

3) Deniz ürünlerinin popüler olması

Obezite, yüksek kolesterol ve inflamatuar hastalıklar gibi birçok sağlık sorunu ile alakalı olarak, Amerikalıların aksine, Japon halkı kırmızı et yerine deniz ürünleri yemeyi sever. Farklı türde deniz ürünleri eşliğinde pirinç veya erişte, Japonya’da yaygındır. Japonya denizlerle çevrili olduğundan ton balığı, somon, uskumru ve karides gibi balık ve kabuklu deniz ürünleri Japon mutfağında son derece popülerdir.

Beyin, kalp ve organlar için mükemmel olan yüksek kaliteli proteinleri, çeşitli yararlı besin maddeleri ve omega-3 yağ asitleri içerdiğinden, balık sizin her zaman için iyidir. Özellikle Omega-3 yağ asitleri, vücut yağını, özellikle de abdominal yağları azaltmada yararlıdır. Ek olarak, deniz ürünleri vücuttaki iltihaplanmayı azaltır ve sinir sistemine fayda sağlar. Omega-3 yağ asitleri aynı zamanda pürüzsüz cilt oluşumuna destek sağlar. Bu sağlıklı yağlar, atopik dermatit, sedef hastalığı, akne vulgaris, melanom dışı deri kanseri ve melanom gibi birçok deri rahatsızlığını önlemeye yardımcı olur. Japonlar, yediğiniz balığın ne kadar sağlıklı olursa size o kadar faydalı olacağına inanıyor. Çiğ, haşlanmış, ızgara, kızartılmış, fırında pişirilmiş veya buharda pişirilmiş balıkları farklı şekillerde ikram etmelerinin nedeni budur.

 

 

4) Daha küçük porsiyonlarda yemek

Küçük porsiyonlarla servis yapmak, Japonya kültürünün bir parçasıdır. Daha küçük porsiyon boyutları daha az yemenizi sağlar ve böylelikle kilo vermenize yardımcı olur. Porsiyonlar, daha küçük tabaklarda daha büyük görünür ve buda daha az yemek yemeye katkıda bulunur. Bu da kasıtsız-istemeyerek olan aşırı tüketimi ve yüksek kalori alımını önler.

Kilo kontrolü söz konusu olduğunda, daha küçük porsiyonlar muhtemelen yediğiniz yiyecek türünüzden daha önemlidir. Japon ev yemekleri sunumunun bazı temel temelleri şunlardır:

– Tabakları tamamen doldurmayın.

– Herhangi bir yiyeceği-yemeği büyük bir porsiyonda servis etmeyin.

– Taze en iyisidir.

– Gıdalar süslenmeli ve menüdeki her öğe, doğal güzelliklerini sergilemek için düzgün bir şekilde düzenlenmelidir.

 

 

5) Yürümek bir alışkanlıktır/ritüeldir

Japonya’da, hem kadınlar hem erkekler çok yürür. Yürüme, ince ve formda kalmak için iyi bir egzersiz şeklidir. Yürüme sadece kilo vermeye yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kardiyovasküler/kalp-damar sağlığını geliştirir, enerji ve ruh halini artırır ve stresin hafifletilmesine yardımcı olur.

Japonya’nın nüfusu şehirlerde yoğunlaşıyor ve birçok kişi trenle ve metroyla gidiyor. Bu, istasyona yürümek ya da bisiklet sürmek ve geri gitmek gerektiği anlamına gelir. Çocuklar bile ebeveynleri tarafından bırakılmak yerine okula giden yolun büyük çoğunluğunu yürüyor. Yürümenin yanı sıra bisiklet kullanımı da popüler. Birçok kişi, her yere bisiklet sürüyor ve bu egzersizin başka iyi bir biçimidir.

 

 

6) Asla yürürken – hareket halinde bir şey yeme

Japonya’daki yemek saatleri vücudunuza enerji verici kutsal zamanlardır, dolayısıyla yürürken öğle yemeği yemek yoktur. Yoldayken yemek yemek Japonya’da kabul edilebilir olmasına rağmen kaba olarak görülür. Bu nedenle, insanların sokakta ya da toplu taşıma araçlarına binerken yemek yediğini nadiren görürsünüz.

Japonya’da yemek yerken başka hiçbir şey yapmazsınız. TV yok, iş yok. Temizlik ve sunum da, Japon yemeklerinin önemli bir bölümünü oluşturur. Aynı zamanda midelerine yiyeceği işlemek için zaman vererek yavaş yemek yerler ve beyne midenin dolu olduğu sinyalini verirler. Chopsticks (yemek çubuğu) , aslında yemek miktarı ve yemek yerkenki hızı engelleyen bir rol oynamaktadır.

 

 

7) Sağlıklı yemek pişirme yöntemleri

Japon mutfağı sağlıklı malzemeler değil aynı zamanda sağlıklı pişirme yöntemleri kullanır.

Japonya’da, aşırı yağ kullanımını önlemeye yardımcı olan çiğ, kaynatma ve ızgara teknikleri hakimdir. Bu pişirme teknikleri aynı zamanda malzemelerin tadının ve onlardaki besin maddelerinin korunmasına da yardımcı olur. Derin kızartma gıdaları Japonya’da nadirdir. Tempura gibi kızarmış yiyecekler servis edildiğinde, diğer yemeklerden birkaç parça alınır. Böylelikle genel yemek dengesi sağlıklı olur.

 

 

8) Dövüş Sanatları

Japonya’da değişik popüler dövüş sanatları vardır ve hem erkek hem de kadınlar bazı formlarını uygularlar.

Aslında, Japon dövüş sanatı karate, judo, aikido ve diğerlerinin stilleri, Japon kadınların fitness seviyesini ve genel sağlığını geliştirmede önemli bir rol oynamaktadır. Çoğu dövüş sanatları kardiyovasküler zindeliği, kalp-damar sağlığı ve dayanıklılığı geliştirir, kas kuvvetini arttırmaya yardımcı olur ve kas esnekliğini geliştirir. Ayrıca, kilo vermeye yardımcı olurlar ve yaşlanmayı yavaşlatırlar. Klinik Medikal Görüşler: Kadın Sağlığı ( Clinical Medical Insights: Women’s Health) dergisinde yayınlanan 2013 pilot çalışması, dövüş sanatı egzersizinin vücut kompozisyonunu geliştirdiğini, kemik döngüsü biyolojik işaretlerini desteklediğini (kemik oluşumunu artırarak ve kemik erimesini azalttığını) ve menopoza girmemiş aşırı kilolu veya obez kadınlarda iltihaplanmayı azalttığını gösterdi.

 

 

9) Kaplıca Hamamları

Japonya’da yaygın bir uygulama olan kaplıca banyosu, ömrü uzatır. Bir sıcak su kaynağı yerel dilde, ‘onsen’ olarak bilinir. Volkanik açıdan aktif bir ülke olan Japonya, tüm önemli adaları boyunca binlerce bu kaynaklara sahiptir. Sıcak kaynaklar iyileştirici güçlere sahiptir ve magnezyum, kalsiyum, silikat ve niyasin gibi mineral içeriğiyle birlikte suyun sıcaklığı nedeniyle sağlığa yararlıdır. Sıcak su kaynağında banyo yaparken cildiniz bu minerallerde ıslanır ve hidrostatik basıncınız yükselir. Bu vücuda daha iyi kan dolaşımı ve oksijen akışı sağlar. Daha iyi kan ve oksijen dolaşımı kalbiniz için olduğu kadar diğer hayati organlar ve dokular için de faydalıdır. Stresin azaltılmasına ve daha iyi uykunun teşvik edilmesine yardımcı olur ve sonuçta cilt sağlığınıza yarar sağlar. Ayda en az iki kez kaplıca banyosu yapmak, Japon kadınlarının genç görünmesini ve zayıf kalmasının nedenlerinden biridir.

 

 

10) Sağlıklı tatlılar

Tatlılar, Japon mutfağının ayrılmaz bir parçası değildir. Japon kadınlar daha az tatlı yer ve bu da niye ince kaldıklarına dair bir sırdır.

Japonya’da insanlar, şeker yüklü tatlılardan ziyade yemek bittikten sonra taze meyve yemeyi tercih ediyor. Şeker, Birleşik Devletlerde obezitenin yükselişinin ardındaki başlıca sebeplerden biridir. Ayrıca, Japon şekerlemelerinde, ABD’deki tatlılar’da yaygın olarak kullanılan aşırı şişmanlatıcı korkunç besin maddeleri, karamel ve rafine edilmiş un çok daha az kullanılır. Tatlılar, tatlı patates, karabuğday unu ve taze meyveler gibi sağlıklı maddelerden yapılır. Batı tarzı tatlı, tatlılar servis edildiğinde bile, porsiyon boyutları oldukça küçüktür.

Japon kadınların yaşam tarzı, yemek tüketim alışkanlıkları sayesinde nasıl zayıf ve genç göründüklerini anlatan bilgilendirme yazısı.

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum

  • Bir Yorum Bırak




  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Tüm Konular
error: Kopyalamak mümkün değil !