Kahve İçmenin Yaşam Süresini Uzatması ve Diğer Faydaları

Kahvenin keskin kokusu ve tadı birçok insan için sabahları alarm kadar etkilidir. Basit bir tohum tanesinden oluşturulan bu lezzetli içecek dünya çapında çok yaygındır.

Her yıl 400 milyondan fazla bardak kahve tüketilir ve bu sayede dünyada en fazla tüketilen içeceklerden biridir. Hatta kahve sevdası yüzyıllar öncesine kadar dayanır.

Kahve, B2 vitamini, B5 vitamini, mangan, potasyum, magnezyum ve nikotinik asidin yanı sıra antioksidanlar ve kafein açısından da oldukça zengindir.

Kahve içmenin, bilimsel olarak kanıtlanmış avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Her zaman ilgi odağı olan en önemli yararlarından bir tanesi yaşam süresini uzatmaya yardımcı olmasıdır.

Yaşamı uzatmasının yanı sıra kahve tüketimine bağlı daha birçok yararı vardır. Ancak bunlardan yararlanabilmek için günde 4-5 bardaktan daha fazla içilmemeli ve yalnızca sade kahve tercih edilmelidir.

Kahvenin sağlığa faydalarını ve yaşam süresini uzatmanın yolları aşağıda verilmiştir:

 

 

1. Kahve ve Uzun Ömür

Kahve, kuvvetli antioksidan içeriği sayesinde vücudu korur. Antioksidanlar vücudun içerisindeki serbest radikallere karşı savaşır ve sağlığımızı korurlar. Bu serbest radikaller bağışıklık sistemimizi zayıflatır ve vücudumuzu hastalıklara karşı daha savunmasız hale getirirler.

Düzenli olarak kahve içen insanların birçok hastalığa yakalanma olasılığı daha azdır ve bu nedenle bu içecek yaşam ömrünü birkaç yıl daha uzatabilir.

2008’de Dahili Tıp Bilimleri raporlarında yer alan bir çalışmada, kafeinin kahve tüketiminin, kalp ve damar hastalığı ile ilişkili ölüm oranlarını azalttığından bahsedilmiştir.

Ayrıca, İngiltere Tıp Dergisinde 2012 yılında yapılan ileriye dönük büyük çaplı çalışmada kahve tüketiminin ölüme sebebiyet verebileceği ile ilişkili olduğu açıklanmıştır. Bu, düzenli spor yapmayan ve aşırı kırmızı et tüketmek gibi kötü yaşam alışkanlıklarına sahip insanlar için doğru olabilir.

Yakın zamanda 2015 yılında yayınlanan ‘’Circulation’’ dergisinde araştırmacılar, düzenli kahve içenlerde (günde 5 bardaktan az olmak üzere), intihar, sinirsel hastalıklar, şeker hastalığı, kalp ve damar hastalığı gibi birçok sebepten oluşan erken ölüm riskinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Bu çalışma Amerikan Kalp Birliği tarafından yürütülmüştür.

 

 

2. Kansere Karşı Koruma

Kahve içerisinde bulunan antioksidanlar, çeşitli kanser tiplerine yakalanma olasılığını azaltmaya yardımcı olur.

Kahve, seks hormonu seviyelerini ve glikoz metabolizmasını etkileyen yüksek antioksidan faaliyeti gösteren fenolik asit ve kafein gibi biyolojik olarak aktif bileşenler içerir. Bu prostat kanserini önlemede çok büyük rol oynar.

Uluslararası Kanser Enstitüsü dergisinde 2011 yılında yayınlanan bir çalışmada kahve tüketimi ile ölümcül prostat kanseri arasında ters ilişki olduğu belirtilmiştir. Bu ilişkinin kafeinsiz kahve bileşenleriyle ilgili olduğu gösterilmiştir.

Amerikan Gıda Dergisinde 2012 yılında yayınlanan başka bir çalışmada kahve alımı kalın bağırsak kanserinde, özellikle proksimal tümör oluşumuyla ters ilişkili olduğu gösterilmiştir.

Kahve ayrıca kafein içeriği nedeniyle cilt kanserine karşı korumada da oldukça etkilidir. Avrupa Kanser Önleme dergisinde 2014 yılında yayınlanan çalışmada kahve içenler ile kahve tüketmeyenler karşılaştırıldığında, kahve tüketenlerde bazal hücreli karsinoma hastalığına yakalanma olasılığının %43 oranında azaltıldığı gösterilmiştir.

2016 yılında ‘’Cancer Epidemiology, Biomarkers & Prevention’’ (CEBP) dergisinin yakın zamanda Kanser Araştırma Amerikan Enstitüsü tarafından yayınlanan sayısında, ölçülü kahve tüketimi sonucu bilinen risk faktörleri belirlendikten sonra kalın bağırsak kanserinin olası gelişmelerinde %26 oranında azalma olduğu görülmüştür.

 

 

3. Karaciğer Sağlığının Korunması

Sağlıklı bir karaciğer için sınırlandırılmış kahve tüketimi önem teşkil eder. Filtre kahve karaciğer sağlığının korunmasına yardımcı olur. Kahvenin filtrelenmesi sonucu vücuda alınabilecek kahweol ve cafestol (zararlı kahve yağları) gibi maddeler kahveden ayrıştırılır.

Hepatololoji dergisinin 2013 yılında yayınlanan sayısında, alkol kullanmayan insanların karaciğerlerinde oluşabilecek yağlanmanın artan kafein tüketimi sonucu düştüğü belirtildi. Yapılan bir deney sonucunda yüksek yağ içerikli diyet ile beslenen farelerin karaciğerlerinde yağlanmanın arttığı ancak alınan kafeinin karaciğer hücrelerinde depolanan yağ metabolizmasını harekete geçirdiği belirtilmiştir.

Hatta kafein nadir görülen karaciğerin safra kanalındaki doğuştan bağışıklıkla ilgili hastalık olan skleroze kolanjit riskini azaltır.

Yağlı karaciğer hastalığından mağdur olan insanların filtresiz kahve tüketmesi hastalığın belirtilerinin kötüleşmesine sebebiyet verir.

Kronik Epidemiyoloji dergisinde 2001 yılında yayınlanan bir çalışma raporunda kafein içeren diğer içeceklerden farklı olarak kahve, alkolik ve alkolik olmayan insanlarda karaciğer sirozu hastalığının başlangıcını engelleyebilir. Bir sonraki yıl aynı dergi içerisinde yayınlanan diğer bir çalışmada ise kahve tüketimi ile karaciğer sirozu arasında ters ilişki olduğu doğrulandı.

Daha sonra, Dahiliye tıp bilimleri arşivinde 2006 yılında yayınlanan bir çalışmada kahve içmek ile, aspartat aminotransferaz ve alnin aminotransferaz seviyelerinin yükselmesi arasındaki ilişkinin düşük olduğu belirtilmiştir. Bu aynı zamanda siroz ve özellikle alkolik siroz oluşumuna karşı koruma sağlar.

Kahve tüketimi sadece karaciğer sirozu değil aynı zamanda karaciğer kanseri oluşumu riskini de azaltır. Uluslararası Kanser dergisinde 2005 yılında yayınlanan bir çalışmada, bol miktarda kahve tüketimi karaciğer kanseri oluşum riskini önemli ölçüde azalttığı gösterdi.

Benzer şekilde 2007 yılında yayınlanan Gastorentoloji dergisinde geçmiş verilerin analizi sonucunda artan kahve tüketimi ile birlikte karaciğer kanseri oluşumu riskinin azaltılabileceği belirtildi.

 

 

4. Safra Taşı Oluşumunun Önlenmesi

Safra taşları, düzenli kahve tüketimi sonucu engellenebilen çok sancılı bir hastalıktır. Kahvenin antioksidan ve metabolik etkileri hastalığın önlenmesini sağlayan nedenlerdir.

Amerikan Tıp Enstitüsü dergisinde 1999 yılında yayınlanan bir çalışma raporunda kahvenin metabolik etkileri erkeklerde oluşan safra taşı hastalığının belirtilerini azalttığı belirtilmiştir.

Sadece erkeklerde değil, kahve aynı zamanda kadınlar içinde yararlıdır. Gastorentoloji dergisinde 2002 yılında yayınlanan bir çalışmada kafein içeren kahve tüketimi kadınlarda oluşabilecek safra taşı hastalığının belirtilerini azalttığını kanıtlandığı belirtilmiştir.

Avrupa Epidemiyoloji dergisinde 2003 yılında yayınlanan diğer bir çalışmada kahve ve kafein alımı, hali hazırda teşhis edilmiş safra taşlarında bir etki göstermemekte fakat safra taşı oluşumu riskini azaltmada önemli rol oynamakta olduğu ispat edilmiştir.

 

 

5. Parkinson Hastalığının Tedavisi

Parkinson hastalığı, beyindeki dopamin üreten nöronların ölmesi sonucu oluşan dünya çapında ikinci popüler nöredejeneratif hastalıktır.

Bu hastalığın bilinen bir tedavisi olmamakla birlikte, çalışmalar hastalık belirtilerinin yönetilmesinin yanı sıra daha çok önlenmesi üstünedir.

Kahve tüketimi hastalığın belirtilerinin azalmasının yanı sıra Parkinson hastalığının yakalanan kişi sayısının azalmasına yardımcı olmuştur.

Alzheimer Hastalığı Dergisinde 2010 yılında yayınlanan raporlarda kafeinin, motor ve motor olmayan bulguların yönetilmesinde sinir koruyucu etkisi olduğu gösterilmiştir.

2012 yılında Amerikan Nöroloji Akademi dergisinde yayınlanan bir diğer çalışma raporunda Parkinson hastalığından kaynaklanan aşırı şuur bulanıklığını az miktarda azalttığı fakat motor hareketlerinde gelişme kaydettiği belirtilmiştir. Bu olay kafeinin, Parkinson hastalığındaki beyin sinyallerinin işlev bozukluğunu önlenmesi şeklinde görülür.

Hatta kafein akıl hastalığı ve Alzheimer hastalığı için koruyucu önlem olarak düşünülebilir.

Alzheimer hastalığı dergisinde 2010 yılında yayınlanan bir çalışmada, kahve içme Alzheimer ve akıl hastalığı riskini azaltılmasıyla ilgili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu olayın artan insülin duyarlılığı ve güçlü antioksidan kapasitesinden dolayı olduğu düşünülebilir.

 

 

6. Kalbin Korunması

Makul kahve tüketimi ( günde 3 ila 5 bardak kahve ) kalp sağlığı için çok yararlıdır. Bu daha çok kafein içeriğinden kaynaklıdır.

Sağlıklı bir kalp için önemli olan kahve, kalpteki iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olan bitkisel bileşenleri doğal yollarla meydana gelen çekirdeklerinde bulundurur.

2007 yılında yapılan beslenme, metabolizma ve kalp ve damar hastalığı dergisinde prospektif kuşak çalışmalarının 21 adet toplu çözümleme sonucu oluşturulan raporlarda, düzenli kahve alımının koroner kalp hastalığı riskini önemli ölçüde azalttığı bildirilmiştir.

Daha sonra 2011 yılında epidemiyoloji ve sağlık komünute dergisinde yayınlanan bir çalışmada kalp ve damar hastalığı taşıyan japon erkek ve kadınlarında yeşil çay, siyah çay ve kokulu çayın tüketiminin yanı sıra kahve tüketimininde ölüm riskini azalttığı sonucuna varılmıştır.

Diğer bir yandan kahve felç riskini de azaltmaya yardımcı olur. Circulation dergisinde 2009 yılında yayınlanan bir çalışma raporunda, uzun süreli kahve tüketimi kadınlardaki felç riskini azalttığı gösterilmiştir.

 

 

7. Şeker Hastalığının Önlenmesine Katkısı

Kahve içindeki antioksidanlar, insülin duyarlılığını arttırır ve şeker hastalığına yakalanma riskini azaltmasına yardımcı olur.

Kafein aynı zamanda insülin duyarlılığınıda etkiler. Dahiliye Tıp Bilimleri dergisinde 2004 yılında yayınlanan bir çalışmada, kahve ve diğer kaynaklardan alınan kafein, hem bayanlarda hem de erkeklerdeki şeker hastalığı riskini önemli derecede azalmış olduğunu istatistiksel olarak kanıtlamışlardır.

“Diabetologia’’ dergisinde 2009 yılında yayınlanan bir çalışma raporunda günde en az 3 bardak kahve ya da çay tüketiminin şeker hastalığı riskini azaltabilir. Ancak bu, magnezyum, potasyum, kafein ya da kan basıncı etkileri tarafından tam olarak açıklanamamıştır.

Amerikan klinik beslenme dergisinde 2013 yılında yayınlanan bir çalışmada şeker hastalığının oluşmasına bağlı olarak kafeinli ve kafeinsiz içecekleri alan 74,749 bayan grubu üzerinde bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda kafeinli kahve içen bayanlarda şeker hastalığı riskinin %4 oranında ve kafeinsiz kahve tüketen bayanlarda şeker hastalığı riskinin %7 oranında azaldığı gözlemlenmiştir.

Uluslararası Epidemiyoloji dergisinde 2015 yılında yayınlanan bir çalışmada kahve tüketiminin, obezite, metabolik sendrom ve şeker hastalığı riskini azalttığı belirtilmiştir.

Kahveye tatlandırıcı eklendiği zaman, şeker hastalığını önleyen etkisini azaltır. Hatta şeker hastalığına yakalanma riskini arttırır ve bu sonuç kaçınılmazdır.

Ayrıca, şeker hastalığını önleyen etkisi olmasına rağmen, bu hastalığa sahip olan insanlara karşı tehlike oluşturabilir.

 

 

Ek Bilgiler

* İçeriğinde zehir bulundurabileceğinden dolayı kalitesiz kahve satın almayın. Kalitesiz kahveler, mide bulantısı, baş ağrısı yada genel olarak kendinizi kötü hissetmenize neden olur.

* Günde 3 ila 5 bardak arası kahve tüketin. Aşırı kahve tüketimi, uykusuzluk ve huzursuzluğa neden olabilir.

* Yatmadan önce kahve içmeyin.

* Hamilelik süresi boyunca günde bir bardaktan fazla kahve içmeyin.

* Yüksek kolesterole sahip insanlar sadece filtre kahve içmelidir.

* Altını ıslatma gibi sorunlara neden olabileceğinden dolayı küçük çocuklara kahve içirmeyin.

Kanser, parkinson ve alzheimer vb. birçok hastalığa karşı önleyici tedbir amaçlı kahve içilmesi önerilmektedir.

Kanser, parkinson ve alzheimer vb. birçok hastalığa karşı önleyici tedbir amaçlı kahve içilmesi önerilmektedir.

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum

  • Bir Yorum Bırak

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Tüm Konular




error: Kopyalamak mümkün değil !